İçeriğe geç

Bütün yazılar

Deneme & Eleştiri3 dk okuma

Yiyin Efendiler Yiyin: İşçisin Sen İşçi Kal

“Mecburum” yalanı ve “kendi kendini sömürme” tuzağı. Sartre ve Salgado üzerinden modern köleliğin anatomisi ve özgürleştiren yasal haklarımız (4857, 6331).

Yazan: artcycle

“Çoğu insan, özgürlüğü gerçekten istemez; çünkü özgürlük sorumluluk içerir ve çoğu insan sorumluluktan korkar.” – Erich Fromm

Haksızlığın yakıcı bir hissi vardır. Ayakta ergonomi dışı çalışmak, kasksız bir motora binmek, tatil gününde maillere dönmek zorunda kalmak. Byung-Chul Han, bu modern köleliğe “kendi kendini sömürme” der. Sistem bize kırbaçla vurmaz; “altın”, “başarı”, “performans” ve “sadakat” adı altında kendi kendimizi sömürmemizi bekler. Biz de bu “kara düzeni” kanıksarız. Adeta uykuda yürür, bizi tüketen çarkın bir parçası oluruz. Sartre, buna “kötü inanç” (mauvaise foi) der. Kendi özgürlüğümüzü ve sorumluluğumuzu inkâr etmek için kendimize söylediğimiz yalanlardır. “Çarem yoktu”, “düzen böyle”, “yasayı bilsem ne değişir ki?” Bilinçli olarak körlüğü seçeriz.

Bu “bilmeme seçimi”, Foucault’nun bahsettiği “içselleştirilmiş iktidarı” gardiyanı doğurur. Patronun bizi izlemesine gerek kalmaz; biz kendi kendimizin gardiyanı oluruz. Haklarımızı (4857, 6331) aramak yerine, hukuksuzluğu “normal” kabul ederiz. Bu “kara düzen”, dışarıdaki bir düşman değil, içimizdeki o “kötü inançtır”. Rousseau’nun “Zenginleri yiyin” sözü, işte bu kolektif korkaklığın en ilkel patlamasıdır. Bu seçki, bilincin değil, bilinçsizliğin bedelini gösterecek. Bu tehlikeli uyuşuklukla yüzleşmeyi amaçlıyoruz. Hepimiz birlikteyiz, yalnız değiliz.


Käthe Kollwitz, The Weavers' Revolt, 1897.

Käthe Kollwitz, 1844’teki Silezya dokumacılarının isyanını belgeler. Bu, bilinçli bir hak arayışı değil, açlığın ve sefaletin doğurduğu ham bir patlamadır. Rousseau’nun “yiyecek bir şey kalmadığı” anı, tam olarak budur. Bireyin “kötü inançla” (Sartre) sustuğu, görmezden geldiği her an, bu kolektif ve ilkel öfkenin birikmesine neden olur. Bu patlama, eski dünyanın bir cevabıdır. Modern “kara düzen” ise, bu kadar gürültülü bir isyana izin vermez; o, isyanı sessizce yutar.

Sebastião Salgado, Gold Mine, Serra Pelada, 1986.

Salgado’nun Serra Pelada’daki altın madeni, “kara düzenin” modern bir katedralidir. Burada isyan yoktur; burada devasa bir “kendi kendini sömürme” (Han) ayini vardır. Her beden, “altın” vaadiyle sistemin çamuruna saplanmıştır. Foucault’nun bahsettiği “nesneleşmiş” birey tam olarak budur. Bu, emeğin en çıplak haliyle sömürüldüğü, yasaların (4857, 6331) hiçbir anlam ifade etmediği bir uyuşukluk halidir. Bu düzen, bizim sessiz onayımızla, o “mecburum” yalanıyla ayakta kalır ve ötekine “hadi sen de itaat etsene, uyumsuz” deriz.


Bu kısa seçkide gördüğümüz her eser, “kötü inancın” ve “mecburum” yalanının bir sonucudur. Sistematik şiddet, bireyin kendi sorumluluğunu terk ettiği anda başlar. “Kara düzen”, bizim sessiz onayımızla inşa edilir. Rousseau’nun “Zenginleri yiyin” çığlığı, aklını kullanma cesareti (Sapere Aude) gösterilemediğinde duyulan son çığlıktır. Sömürülen bedenler, “performans toplumu” denen devasa yanılsamanın kurbanlarıdır. Sistem, bizim yorgunluğumuzdan ve “aman başım ağrımasın” diyerek sustuğumuz her andan beslenir. “Kara düzen”, biz izin verdiğimiz sürece dönmeye devam eder.

“Zenginleri yemek”, bir çözüm değil, bir semptomdur. Bilinçsizliğin son durağıdır. Aydınlanmanın (hakkını bilmenin) başladığı yerde, bu ilkel şiddet ihtiyacı ortadan kalkar. Çözüm, Foucault’cu kendi iç gardiyanımızı devirmektir. Bu, “bilmeyi” seçerek başlar. Yasaları (4857, 6331, 6284) okumak onları korumak, sadece bilgi edinmek değildir. Hatta Sartre’cı bir eylemdir; özgürlüğümüzü geri almaktır. “Kötü inanca” karşı verilecek tek cevap, aydınlanmış bir bilinçtir! Sömürüye karşı panzehir bilgidir!


OKUMA NOTU

Bu yüzden yasaları bilmek hayattır:

  • 4857 (İş Kanunu): Emeğinizin, ücretinizin ve mesai saatlerinizin güvencesidir.
  • 6331 (İSG Kanunu): Sizi tehlikeli işlere “mecbur” bırakanlara karşı “işimden olursam” korkusuna karşı sizin iş ve can güvenliğinizi korur.
  • 6284 sayılı Kanun: Sadece aile içi şiddet değil, ısrarlı takip ve psikolojik şiddete (mobbing) karşı da sizi koruyan en önemli kalkanlardan biridir.

Bülten · Ücretsiz, hesap gerekmez

Yeni yazılar e-postanızda

Jurnal’e yeni yazı eklendiğinde haber veririz. Öteki konuları da seçebilirsiniz.

Konular
Konular

Kişisel verilerinizin nasıl işlendiği aydınlatma metninde.

İlgili yazılar

  • Rembrandt, The Anatomy Lesson of Dr. Nicolaes Tulp (Dr. Nicolaes Tulp’un Anatomi Dersi), 1632.

    Deneme & Eleştiri ·

    Ustasızlık Çağı: Tutorial Cehennemi

    “Daha uzağı görebildiysem, devlerin omuzlarında durduğum içindir” Newton’ın bu meşhur sözü, bilginin sadece ilham ya da kişisel çabayla değil, bir aktarımla…

  • Lucian Freud, Self-Portrait.

    Deneme & Eleştiri ·

    Kararsızlık: Seçimlerin Yükü

    “İnsan özgür olmaya mahkûmdur.” Sartre’dan Chirico’ya, kararsızlığın bir zayıflık değil, modern insanın varoluşsal yükü olduğunu sanatla inceliyoruz.

  • René Magritte, La reproduction interdite, 1937.

    Deneme & Eleştiri ·

    Uyumsuz Yaratım: Anlam Aramadan Sanat Yapma

    Sanat teselli etmez, yüzleştirir. Albert Camus’nün uyumsuzluk felsefesi ışığında; Louise Bourgeois, Francis Alÿs ve Bruce Nauman eserlerinde varoluşun saçmalığına bakıyoruz.