Varoluş ve Ruhsallık3 dk okuma
Zihin Haritaları: Sanatta Anksiyete, Obsesyon ve Tekrar
Kusama’nın noktalarından Bourgeois’nın hücrelerine, sanatın anksiyete ve obsesyonla kurduğu görsel haritayı inceliyoruz. Zihnin labirentinde bir yolculuk.
Yazan: artcycle

Bazı düşünceler başımızın içinde daire çizer, susmak bilmeyen bir iç ses gibi… Sanat, bu döngülerin görsel kaydını tutar. Obsesyonlar, tekrarlar, geometrik saplantılar ve kusursuzluğa duyulan açlık; kimi zaman bir fırça darbesinde, kimi zaman bir düğümde saklıdır. Bu eserler, zihnin haritasını çıkarır; ama dümdüz bir yol değil, girift bir labirenttir bu harita.
Yayoi Kusama – Infinity Nets (Sonsuzluk Ağları) Serisi
Kusama’nın sonsuz tekrarlarla örülü ağları, obsesyonun kendine ait bir dili olduğunu gösteriyor. Her nokta, zihinsel bir tekrarın izi gibi; sakinleştirici ama aynı zamanda deliliğin sınırında. Sanat, onun için bir terapi biçimi; sonsuz ağlar ise içindeki kaosla baş etme yolu.
Louise Bourgeois – Cells (Hücreler) Serisi
Bourgeois, “hücresel” enstalasyonlarıyla anksiyetenin içsel hapishanelerini inşa eder. Cam, metal ve kumaş kullanarak sınırları hem korur hem de ihlal eder. Her bir yapı, bastırılmış hatıraların maddesel bir arkeolojisidir.
Şizofren teşhisi konulan Wölfli, kağıtları yazı, desen ve simgelerle obsesif bir şekilde doldurarak kendi evrenini kurdu. Bu evrende düzen bir kontrol aracı, tekrar ise bir sığınaktır. Delilik, bazen en ayrıntılı mimariyle dışavurur kendini.
Dadd, bu resmi yıllarca tekrar tekrar işledi; her ayrıntı neredeyse mikroskobik düzeyde. Paranoya ve psikotik epizodların arasında çizdiği bu fantastik sahne, zihinsel çöküşün detaylardaki gizini anlatır. Zihni parçalanan bir sanatçının, fragmanlardan kurduğu dünya.
Escher’in mimarisi imkânsızı tekrar ederek mantığın sınırlarını test eder. Zihin, düzlemi anlamaya çalışırken takılı kalır: her yol bir diğerine bağlanır, çıkış yok. Obsesyonun en matematiksel hali: kusursuz bir tuzak.
Abramović, tekrarlayan eylem üzerinden beden ve hafıza arasındaki gerilimi işler. İç organları fırçalayarak temizlemeye çalıştığı performans, simgesel bir arınma ritüelidir. Anksiyetenin kökleri, bedene işlenmiş travmatik bir hafıza gibi.
Zihnimizin içinde bazı yollar kendini tekrar eder, bazı düşünceler hep aynı yere çıkar. Sanatçılar bu sonsuz döngüyü, anlam arayışını ya da başa çıkma çabasını görünür kılar. Bazen bir desen, bazen bir yapı; ama her biri zihnin gölgelerine tutulmuş bir ışık gibi...
Bülten · Ücretsiz, hesap gerekmez
Yeni yazılar e-postanızda
Jurnal’e yeni yazı eklendiğinde haber veririz. Öteki konuları da seçebilirsiniz.

İlgili yazılar

Varoluş ve Ruhsallık ·
İçimde Başka Biri Var: Bu Kalabalıkla Başa Çıkmak/Barışmak
“İçimde başka biri var” hissi bir hastalık değil, zihnin sığınağıdır. Dissosiasyonu, Phil Stutz ve Magritte üzerinden bir barışma sanatı olarak inceliyoruz.

Varoluş ve Ruhsallık ·
Bildik Sahne: Aşkın Bilinçdışı Tekrarları
“Bilinçdışı, sen onu bilinçli kılana dek hayatına yön verecek.” İlişkilerdeki tekrarı ve onarım çabasını, Jung ve Deleuze üzerinden okuyoruz.

Varoluş ve Ruhsallık ·
Yüzleşme: İçsel ve Dışsal Gerçeklerle Karşılaşma
“İnsanın taşıyabileceği en ağır yük kendisidir.” Jung’dan Goya’ya, kaçtığımız o yüzleşme anlarına ve gölgemize sanatla bakıyoruz.
