İçeriğe geç

Bütün yazılar

Sanat & Bakış3 dk okuma

Büyük Anlatılardan Kaosa – Sanatta Anlam Krizi

“Her şey saçma!” diyen Dadaistlerden Yves Klein’ın boşluğuna... Sanatın anlam üretmeyi bırakıp, anlam krizini görünür kıldığı o kırılma anını inceliyoruz.

Yazan: artcycle

Marcel Duchamp, Fountain, 1917.
Marcel Duchamp, Fountain, 1917.

“Gerçeğe bir son veren şey, gerçekten daha da gerçek gibi görünendir.” Baudrillard.

Bir zamanlar her şeyin bir anlamı vardı. Tarih ilerliyordu, insan aklı yüceltiliyordu ve sanat büyük ideallerin izini sürüyordu. Ama bir yerde bir şey koptu; anlam parçalandı, kaos sahneye çıktı, sanat ise bu sessizliğin tam ortasında yeni bir dil aramaya başladı.

I. Dünya Savaşı sonrasında Dadaistler, “Her şey saçma!” diye haykırdı. Sanat, artık bir mesaj taşımaz, kurallara boyun eğmezdi; onun görevi, tam da anlamı yerle bir etmekti. Bir pisuarı sanat eseri ilan etmek, anlam krizinin bir simgesiydi.


Marcel Duchamp, L.H.O.O.Q., 1919.

Leonardo’nun kutsal simgesi, bıyık ve sakalla maskaraya dönüşüyor. Duchamp bu müdahalesiyle sanat tarihinin ciddiyetini, kutsallığını ve erkek egemen kodlarını yıkıyor. “Sanat” eğer buysa, hiçbir şey artık sabit değil.

Yves Klein, Le Vide, 1958.

Yves Klein, Le Vide (Boşluk)’de galeriyi tamamen boşaltarak boşluğu sanat eserine dönüştürür. Eser, maddenin ötesindeki “immaterialite” kavramını vurgular. İzleyiciyi kendi algısı ve varoluşu üzerine düşünmeye davet eder.

Hannah Höch, Dada’s Little Sun, 1921.

Höch, gazete ve dergi parçalarıyla oluşturduğu kolajda Weimar Almanya’sının karmaşasını yansıtır. Eser, feminist ve kuir perspektiflerle toplumsal normları sorgular. Güneş ve sloganlar bilinçdışına açılan çağrışımlar yaratır.

Anselm Kiefer, The Orders of the Night, 1996.

Kiefer’in tablosu, kararmış ayçiçekleri altında yatan bir figürle kozmik bir ağırlık hissi sunar. Çatlak boya yüzeyleri çürüme ve yeniden doğuşu çağrıştırır. Mitolojik yaratılış temalarıyla evrensel bir hüzün yaratır.

Kurt Schwitters, Merzbau, 1923–1937.

Schwitters, Hannover’daki evini sürekli büyüyen bir kolaj mekâna dönüştürür. Atık malzemelerle yarattığı bu yapı, yıkımdan doğan yaratıcı gücü simgeler. Merzbau, yaşayan ve değişen bir sanat eseri olarak var olur.


Freud’un keşifleriyle birlikte sanatın anlamı dış dünyadan içe kaydı. Artık sanat, bastırılan arzuların, bilinçdışı çatışmaların ve travmaların imgelerle kurduğu bir dil oldu. Sanatçı, akılcı bir anlatının değil, içsel bir kaosun tercümanıydı.

Bugünün sanatında anlatıdan çok deneyim var. Sanat, artık anlam üretmek değil, anlam eksikliğini görünür kılmak için var. Bazen hiçbir şey anlamlı değildir. Ve işte tam da bu yüzden, sanat hâlâ gereklidir.

Bülten · Ücretsiz, hesap gerekmez

Yeni yazılar e-postanızda

Jurnal’e yeni yazı eklendiğinde haber veririz. Öteki konuları da seçebilirsiniz.

Konular
Konular

Kişisel verilerinizin nasıl işlendiği aydınlatma metninde.

Keşfet’ten

İlgili yazılar

  • William Blake, Albion Rose, 1794.

    Sanat & Bakış ·

    İçimizde Açan Bahar – Yeniden Doğuş

    “Kışın ortasında, içimde yenilmez bir bahar olduğunu fark ettim.” Camus’den Kahlo’ya, kırılan yerlerimizden yeniden doğmanın estetiğini inceliyoruz.

  • René Magritte, La reproduction interdite, 1937.

    Deneme & Eleştiri ·

    Uyumsuz Yaratım: Anlam Aramadan Sanat Yapma

    Sanat teselli etmez, yüzleştirir. Albert Camus’nün uyumsuzluk felsefesi ışığında; Louise Bourgeois, Francis Alÿs ve Bruce Nauman eserlerinde varoluşun saçmalığına bakıyoruz.